Kalem Kılıçtan Keskindir
Asuman Kafaoğlu-Büke/Cumhuriyet Kitap/Sayı: 800, 16 Haziran 2005
Necati Göksel ikinci romanı "Kara Kadife" de olayları "yakın zaman"ve "uzak zaman" diye ikiye ayırmış. Uzak zaman diliminde kahnamanın ve yakın dostunun öğrencilik yılları anlatılmış.Yakın zamanda ise güçlü iki yetişkin adamın öğrencilik yıllarında kendilerine seçtikleri yolda nasıl ilerledikleri anlatılmış.
"Aynı aşkta olduğu gibi edebiyatta da, insanların yaptığı garip seçimler bizi hayrete düşürür"
Andre Maurois
Okullar tatile girdiği için birkaç hatta boyunca özellikle gençlere yönelik kitapları tanıtmak istedim. Son zamanlarda lise öğrencilerinin ne tür kitaplara ilgi duyduğu tartışılan konuların başında geliyordu. Hepimiz Andre Maurois gibi, gençlerin Adolf Hitler'in "Kavgam" kitabını okumasına hayret ediyorduk. Öte yandan, ben de yirmili yaşlarımda merak edip okumuştum bu kitabı. Elimde tutarken garip bir tiksinti duyuyordum ama yüzbinlerce insanın neden etkilendiğini de anlamak istiyordum. Gerçi hiçbir zaman anlayamadım bunu. Böylesine sıradan yazılmış, hiç zekice olmayan argümanlarla sunulmuş tezlerden nasıl etkilenebilirdi bir insan? Sonunda bu dünya görüşünden etkilenenlerin bu kitabı okumamış olduklarına karar verdim. Hatta meraklı okurların bile benim gibi tamamını okumadan sıkılıp bıraktıklarından emindim.
YİNE KLASİKLER
Yaz, tatilinde hâlâ en iyi okumanın klasikler olduğunu düşünüyorum. Kışın derslerden ve işten dolayı okuma fırsatı bulunamayan edebiyat tarihinin başyapıtlarını ele almak için uzun yaz günleri ideal. Yayınevleri son zamanlarda yeni çeviriler ve çekici yeni boyutlarda baskılarla klasikleri tekrar gündeme getirdiler. Tabii bu kitapları okurken derslerin boğucu havasından kurtulup, ne kadar eğlenceli olduklarını fark ederek okumak gerekir.
MACERA ROMANLARI
Macera romanları Özellikle gençlerin hoşuna giden bir tür olarak düşünülür, iyi bir macera romanında her zaman hızlı bir tempo vardır. Olayların akışı belli bir süreklilik ve ritim içinde gerçekleşir. Ayrıca çoğu macera romanı ortaçağ romansları gibi şövalye ruhlu bir kahraman etrafında gelişir; bu da gençlerin ve çocukların sevdiği bir şeydir.
Türk romanları arasında macera sık rastladığımız bir tür değil ama son yıllarda polisiye, bilim kurgu ve fantastik türleriyle birlikte geliştiğini gözlemliyoruz. Eleştirmenlerin bu türleri bazen küçümsediği düşünülse de, aslında küçümsenen türler değildir, türün çok sayıdaki kötü örnekleridir.
Klasik bir macera romanının reçetesi hazırdır: Güçlü bir kahraman, kahramanın yakın dostu, düşmanların elinden kurtarılmayı bekleyen güzel kız ve düşmanlar. Bu reçetenin içi ilginç öğelerle doldurulduğunda aldığımız haz artar. Bir de kahramana özel bir neden gerekir, tüm yasaların üzerinde tuttuğu bir ahlak anlayışı vardır. Edebiyat tarihinin en önemli başyapıtlarından Cervantes'in "Don Kişot"u da bu reçete ile yazılmıştır (bir yandan da Cervantes bu reçete ile alay eder.)
Necati Göksel ikinci romanı "Kara Kadife"de bu bildik formülü kullanmış. Olayları "yakın zaman" ve "uzak zaman" diye ikiye ayırmış. Uzak zaman diliminde kahramanın ve yakın dostunun öğrencilik yılları anlatılmış. Yakın zamanda ise güçlü iki yetişkin adamın öğrencilik yıllarında kendilerine seçtikleri yolda nasıl ilerledikleri anlatılmış.
Her ikisi de olağanüstü yetilerle donatılmış kahramanların bugüne nasıl geldiklerini ancak gençliklerinden başlayarak anlayabiliyoruz.Kurgunun iskeleti karmaşık değil. Gözaltı, işkence, parasızlıkla geçen gençlik yıllarında kahramanlar bir nevi Robin Hood olmayı seçerler. Çevrelerinde kendilerinden yardım istenen herkese el uzatırlar. Biri arkeolog diğeri de sanatçı olduğu için hem tarih, hem bilim konularını çok iyi bilirler, inanılmaz derecede iyi silah kullanırlar. Örneğin, kendi ürettikleri oklarla mafyanın bir dolu adamını öldürürler, sevmediği erkekle zorla evlendirilmek isteyen talihsiz köylü kızını kurtarırlar, peşlerine düşen kötü adamları her seferinde şaşırtacak bir yöntem bulur ve her seferinde kazanırlar.
Tüm bunları Göksel roman içinde inandırıcı bir dille aktarıyor. Kahramanların üstünlüklerini okura kabul ettiriyor. İnandırıcı olmayan konulara ise, hem yazar hem de yarattığı kahramanları şüpheyle bakıyorlar. Örneğin köylü kızı çok güçlü karakterli, dik başlı, üniversite öğrencisi aynı zamanda çok akıllı ve bilgili, öte yandan babası fabrikadaki işten atılmasın diye töre gereği sevmediği ağanın oğluyla evlenmeye razı oluyor. Bizden önce roman kahramanı bu hikâyeyi hiç inandırıcı bulmadığını söylüyor. Okura da başka açıklama gerekmiyor bu sayede, çünkü biz de inanmıyoruz köylü kızın hikâyesine ama başka bir açıklama verilmeyeceğini, hayatta böyle saçmalıklar olabileceğini kabul ediyoruz.
Romandaki karakterleri belirgin çizgilerle ayırt ettiği için, okur romanın başlarında uzak zaman ile yakın zaman arasındaki bağlantıyı kurabiliyor. Bir tek belki romanın başındaki "kırmızı tayyörlü kadın" gibi karakterler biraz kalabalık yapıyor. Bir film sahnesinde böylesi kalabalıklar inandırıcılığı ve hareketi arttıran unsurdur ama romanda yer alan karakter kalabalığı, bölünme yaptığı gibi hareketi yavaşlatır. Bu romanın belki söz edilebilecek en belirgin aksaklığı yan karakterlerin fazla yer kaplamaları.
Bunun dışında anlatımdaki akıcılık tam macera romanına uygun bir tonda ilerliyor. Hızlı ciplerle toprak yollarda kaçarak ve gizlenerek yaptıkları uzun yolculuk temponun eksilmemesine yarıyor. Bu arada tam Indiana Jones karakteri gibi. yanında sadece bir tek çanta taşımasına rağmen, her zaman gerekli bombalar ve silahlar emrine hazır oluyor. Sonuçta kötü niyetli ağaları, katilleri, suç örgütü üyelerini hiç acımadan öldürüyor kahramanlar. Kısacık birkaç gün içinde en az yirmi kişiyi öldürdükleri halde geride onları suçlayacak ya da yakalayacak kimse görünmüyor.
Bunlar elbette macera romanlarından alışık olduğumuz şeyler. Romanı okurken hiç sıkılmadım ama biraz Amerikan televizyon dizilerine benzettim konuları ele alışını.

Yazıyı orjinal dergi sayfası biçiminde görmek için resmin üstüne tıklayın.